MENÜ
İstanbul 17°
Favori Lezzetler
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Yemek tutkusu ve yemek yemeyi sevmek
Abdullah Bozgeyik / Yazar
YAZARLAR
4 Mart 2018 Pazar

Yemek tutkusu ve yemek yemeyi sevmek

Yemek yemeyi seviyorsanız, dahası yemek sizin için bazı durumlarda bir tutkuysa, işte o zaman sizinle paylaşacağım bu seri yazılarım sanırım hoşunuza gidecek. Çünkü sanki sizin hikayenizi, bakış açışınızı, düşüncelerinizi hatta bazı yaptıklarınızı yazdığımı okurken bulacaksınız kendinizi.

İşim gereği (danışmanlık ve eğitmenlik) birçok şehir ve kasabaya gidiyorum. Örneğin geçmişte aynı ay içinde seri tur olarak “Devrek, Zonguldak, Ankara, Şereflikoçhisar, Aksaray, Afyon, Isparta, Denizli, Muğla ve Bodrum” gezilerim oldu. Söz konusu yerlerin bulundukları bölgeler itibarı ile bile farklı yemek alışkanlıkları var malum. Bu nedenle bu kapsamda gezdiğim yerlerde basit kriterlerim vardır yemek ve seçim konusunda. Yollarda öyle rasgele ve bilmediğim yemekleri denemem. Nasıl olacaklarını bildiklerimden yani çorba, pilav, kuru fasulye, yoğurt, gözleme ve kızarmış tavuk gibi belirli seçeneklerden şaşmam. Açlık durumuma göre bunlardan bir veya iki tanesini seçerim. Çünkü öncelikle bu yemekler hızlı tüketilir ve eğer beklemeden veya karışımdan dolayı koku veya bozulma varsa hemen anlaşılır.  Bu yöntem yollarda midemi bozmamı engeller. Bunu özellikle yol üzerindeki tesislerde yaparım. Gittiğim yerlerde ise mihmandarım neyi öneriyorsa onu denerim. Bu ise yeni lezzetlere yelken açmak gibidir bazen. Ancak öyle gittiğim yerlerin yöresel tatlarını, en iyi olduğu yerlerde bulurum.

Bazılarımız çocukluğumuzdan itibaren yemek yemeyi severiz. Bazılarımız ise yemeklerde yine çocukluğumuzdan itibaren seçici veya ön yargılıyızdır. Örneğin sebze yemekleri az tüketilir birçok evde. Aile yapısına, gelir hatta yemek alışkanlıklarına göre sebze tüketimi yeterli veya oldukça az olabilir. Bilindiği üzere çocuklar genelde sebze yemeklerini pek sevmezler. Sebzelerin ne kadar yararlı olduklarını anlatmak ise pek işe yaramaz eğer yetişme çağlarında sebze yediremediyseniz. Bu konuda yıllar önce geliştirdiğim bir yöntemi aile kullandığımız “Çorba ve börek deneyimlerimizi” sizinle paylaşmak isterim. Küçük çocuklarınıza sebze yedirmenin bir yönetimi sebzeleri çorba içinde kullanmak veya direk sebze çorbaları yapmaktır. Bu konuda zorlayıcı olmak yerine onlara hitap edeceğini düşündüğünüz sebzelerden başlamak, mevsim sebzelerinden yararlanmak iyi olur. Bu tür çorbalarda özellikle patates küçük doğranmış veya püre halinde kullanılabilir. Örneğin ben yıllardır “kabak, patates, havuç, patlıcan, pırasa, lahana, yeşil soğan, ıspanak, pazı, kırmızı ve çarliston biber vb” içerikten oluşan çorbalar yaparım. Bu tümünü karıştırmak anlamına gelmiyor. Sadece birkaçını kullanmak, kullanılanı olabildiğince küçük doğramak (su gibi), gerekirse küçük küp şeklinde doğramak ve çorba öncesi kızartmak ya da haşlamak yöntemleri kullanılabilir. Bu çorbaların içine şehriye, birkaç makarna, az da olsa kırmızı mercimek ve veya tarhana eklemek de bir yöntem. Eğer çorbayı özellikle et/tavuk suyu tableti kullanarak veya başak bir yemek için haşlayacağınız tavuğun suyuna yapmak çorbaya lezzet katacaktır.

Son yıllarda hazır çorbalara da soğan, biber kavurup, çorbanın içeriğine göre; patates, ayva, yeşil sarımsak, havuç, pırasa, karnabahar veya kereviz çeşitlerinden bir veya birkaçından ama çok az ve küçük doğranmış ve kavurulmuş olarak ekliyorum. Yine yaptığım çorbaya bağlı olarak sumak, kırmızı pul biber, karabiber, yenibahar, zerdeçal, çörekotu, rezene, kimyon, zencefil, kekik, nane, köri vb baharatlardan uygun olanlardan az tutarda ekliyorum. Böylece eklediğim malzemeler veya baharatlar çorbanın ana tadını bastırmıyor ama özel bir lezzet katıyor.

Eğer çocuğunuz ilk denemede çorbayı beğenirse sonraki çorbaları yaparken ondan sebzeleri doğraması konusunda veya çorbayı karıştırması aşamasında yardım isteyebilirsiniz. Onun da katkıda bulunduğu çorba artık ona daha çok hitap edecektir.

Çocuklara sebze yedirmenin bir diğer yolu ise böreklere sebze kullanmaktır. Bu yöntemi hem tepsi hem de özellikli (kol, sigara, paçanga vb) böreklerde uygulayabilirsiniz. Hazırlayacağınız böreğe hangi sebzeleri kullanırsanız kullanın ek olarak çocuğunuzun hoşuna gidecek tavuk, sosis, sucuk, salam gibi ek ürünleri ekleyin. Sebzeleri yine çorbadaki gibi çok küçük doğrama ya da haşlama yöntemi ile böreğe ekleyebilirsiniz. Ekleyeceğiniz sebze oranını başlangıçta düşük tutarsanız ve özellikle çocuğunuzun beğendiği sebzeleri kullanmayla başlarsanız yararlı olacaktır.

Bu yöntemi pirinç ve bulgur pilavı yanında nohut, börülce ve barbunya yemeklerinde de kullanabilirsiniz.

Sıra geldi farklı bir salata deneyimine… Tavaya üç yemek kaşığı zeytinyağı koyun ve ısıtmaya başlayın. Sonra tavaya sarımsakları (3 diş) ve kuru ya da taze soğanı ince ve ufak şekilde doğrayarak atın daha sonra çok az taze nane, fesleğen, kekik ekleyin ve bu karışım hafif solunca tavanın altını kapatın. Böylece sosu hazırlamış oldunuz. Salata servis tabağınıza domatesleri iri olarak (maksimum 8 parça) doğrayın. Sonra havuç, marul, salatalık, kırmızı, yeşil ve çarliston biberleri ise ince doğrayın ama bunları karıştırmayın. Sonra bu malzemeleri her kişi için ayrı olmak üzere küçük cam kaselere kat kat dizin. Lütfen dikkat burada da karıştırmıyoruz. Bundan sonra hazırladığınız sosu salatanızın üzerine ekleyin. Sonra hazırladığınız kasedeki salatının üzerine nar ekşisi ve çok az sızma zeytin yağı gezdirin. Ek öneri ama tercihe bağlı olmak üzere salatanıza cevizi süs olarak ekleyebileceğiniz gibi sosunuzun içine de ekleyebilirsiniz özellikle hafif kızarması lezzetini farklılaştıracaktır.

Umarım bu önerilerim işinize yarar. Benim için yemek sadece yemek açısından değil aynı zamanda yapmak da bir bakıma tutku olduğundan ne mutfakta uzun saatler olmak ne de bir yemek için kilometrelerce uzağa gitmek bana hiç zor gelmez.  Bu arada Gaziantep’li olduğumu da belirtmek isterim. Dinlenmek için TV seyrettiğim zamanlarda özellikle yemek ve gezi programlarını tercih ederim. Yemek yemeyi de severim ama seçiciyimdir. Öte yandan aynı malzemeler kullanılarak yöresel yemeklerin tatları ise beni hep cezp etmiştir. Bu nedenle ben de mutfakta ve gezilerimde sadece dünya mutfağından değil özellikle az bilinen yöresel yemeklerden de deneyenlerdenim.

Bu aşamada sizi; “Yemek için yaşamak mı,  yoksa yaşamak için yemek mi?” sorusu ile baş başa bırakıyorum.
Afiyetle kalın.

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Favori Lezzetler