MENÜ
İstanbul
Favori Lezzetler
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Ekmek Dünyası
Mine Ataman / Yazar
YAZARLAR
27 Aralık 2018 Perşembe

Ekmek Dünyası

Buğday dünyanın farklı bölgelerinde farklı tarihlerde ekilmekle beraber genelde iki ekim zamanı vardır. Yazlık ve kışlık diye ikiye ayrılır. Kışlıklar ekim veya kasım ayında, yazlıklar mart başı nisan gibi ekilir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki yazlık buğdayların boyu kışlıklara göre daha kısa ve verimi çok az da olsa kışlık ekilene oranla biraz daha yüksek. Ekim kasım gibi toprakla buluşan buğday taneleri kış boyu toprağın koynunda huzurla ve keyifle filizleneceği anı bekler. Tıpkı bir çocuğun anne rahmin de doğumu beklemesi gibi. Bahar yağmurları filizlenme aşamasında can suyu gibidir. Eğer buğday başak verdikten sonra yağarsa verim düşer, başağın boynu bükülür. Velhasıl buğdayın toprakla buluşması ile ekmek olması arasındaki süreç zorlu ve emek ister. Sabırla beslenen buğday tohumları bire bin verir. Yunus’un deyimiyle kolay mı ekmek olmak kolay mı insan olmak. Son günlerde buğday ve ekmekle ilgili bu kadar çok konuşuluyor iken ben de yeni yıla keyifli bir başlangıçla merhaba demek istedim. Bir buğday tanesini toprakla buluşturmak. Bir hamura can vermek.  Söz hamurdan açılmışken kış akşamlarına uygun şöyle sıcacık bir ekmeği fırına vermeye ne dersiniz.

Kışın mucizevi kök sebzelerini kullanalım mı. Buğdayla toprağın altında uzun bir zaman umudu paylaşmış pancar, havuç,  yer elması gibi. Tüm bu sebzeler nötr tatlarıyla ne istersek o olur. İster tatlı ister tuzlu. Madem bir kış sofrasını paylaşacağız tatlı ekmek yapmaya ne dersiniz. Zeytinli, soğanlı, meyveli, çikolatalı bu tarz ekmekler aslına bakarsanız dünya literatüründe de ekmek olarak geçse de Anadolu’daki kullanım ile çörek diyebiliriz. Dünyada da bu tarz ekmekler daha çok özel günlerde yapılır. Örneğin panettone Paskalya’da yapılan bir ekmek türüdür. Yılın bereketini kutlar ve gelecek yıla taşır. Şimdi bizim tarifimize dönelim kök meyvelerini soyalım jülyen şeklinde doğrayıp süt de pişirelim. Sürün içine 2 kaşık gerçek Hemşin balı ekleyelim. Ayrıca bir tarçın ve üzeri karanfille kaplanmış ekşi bir elmayı ve bir yarım limonu da süte ekleyelim.

Önceden hazırlamış olduğumuz üzüm ekşi mayamızdan 200 gr. Yoğurma kabımıza alalım. Çevresine 1 kg. tam buğday unu ekleyelim. 15. Gr. Tuz ve 50 r. Tahin- pekmek karışımını da una ekleyelim. 600 gr. Süt ile tüm karışımı 15 dakika glüteni ortaya çıkarana kadar yoğuralım. En son önceden pişirdiğimiz kök meyveleri de ekleyerek  artık yoğurmayı bitirelim.  Hamur elastik bir yapı elde ettiğinde 8 saat üstü kapalı oda sıcaklığında  bekletelim. Hamuru ikiye bölüp yuvarlak bir şekil verelim. Şekil verdikten sonra pişireceğiniz tepsiye alın. Üzerini örterek 2 saat daha oda sıcaklığında bekletin. Hamur mayalandığında  üzerine un serpip, istediğimiz şekli vererek 230 derece fırına verelim. İlk 25 dakika 230 derecede kalan 30 dakikada 180 derecede pişirelim.  Ev tipi fırında buhar olmayacağı için hamuru fırına atarken içine bir avuç buzu atarak buhar oluşturalım.

Ve şimdi C vitamini yüksek, balın eşsiz lezzetlerini taşıyan üzüm mayasıyla folik asite zengin bir ekmeği keyifle dost sofralarına armağan edelim.  Ertesi güne elinizde bir miktar kaldıysa anne usulü papara yapıp yanında kahveyle yudumlayalım. Belki bu sırada da yeni çıkardığım Cennette İlk Sofra kitabını okuyabilir ekmeğin buğdayın en çok da insanın binlerce yıllık hikayesini öğrenebiliriz.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Favori Lezzetler